10 temmuz 2017. höff ne zaman adet olcam yeaaa diye çırpınıyodum. göğüsler acıyo, vücudum şiş, kafayı yiicem gecikmeden.
adet olmanın iki garantili yöntemi var :
1) sevişmek için heyecanlanmak. sevişemeden adet oluyosunuz, bütün hazırlık ve heyecan boşa gidiyo.
2) gebelik testi yapmak. bir keresinde paketi yırtar yırtmaz adet olmuştum mesela. yine aynı şey olacak nasıl olsa diye gittim tuvalete, açtım paketi, işedim çubuğa, koydum kenara. daha ben üstümü başımı toparlayamadan çift çizgi belirdi!
mal gibi kalmak deyimini o an gerçekten yaşadım. daha önce mal gibi kalmak sandığım şeyler mal gibi kalmak değilmiş! koştur koştur ortağıma gösterdim, onda bir sevinç çığlığı! o sırada diğer ortağım gördü, "anaaa" diye sevindi. bi de içerideki kocama gösteriim dedim, aman ne mutluluk! lan bi durun! koş git bi test daha al gel dedim. kocamın gidiş o gidiş! sen heyecandan, iki dakikalık mesafedeki eczaneleri bulama, taaa bi kilometre yürü eczane bulmak için, yarım saatte ancak geri gel. zaten sinirim kalkmış bi de üstüne tuz biber ekiyo! neyse ikinci testi de yaptım, yine çift çizgi. ofiste herkes mutlu, ben sinirli! nereden çıktı şimdi bu hamilelik, sırası mıydı sanki, para yok iş çok, daha dolce vita'dan vazgeçmemiştim diye bütün olumsuz düşüncelerimi sıraladım. kocam şaşkın, bununla niye evliyim diye düşünüyo muhtemelen, ortaklarım da anlam veremiyo, e sen çocuk istiyodun ama diyolar. istiyodum da şimdi istemiyodum ki! önümüzdeki beş yıllık kalkınma planlarımın üçüncü evresinde evet istiyodum belki.
haberi verdiğim herkes sevinçle karşılıyo doğal olarak. bense bir umut biri sinirimi alır diye düşünüyorum ama onun yerine daha çok sinirleniyorum. sanki siz doğuracaksınız hıh! benim bu halimi gören kocam ve annemse iyiden iyiye gıcıklanıyolar tabi bana. ellerinden gelse kafamı kesip beni makineye bağlayıp bebeği öyle büyütecekler içimde!
en yakın arkadaşımdan umutluyum, o da benim gibi yeaa ne gerek vardı şimdi tepkisi verecek diye. ne de olsa ikimizin de çok rahat, özgür, çocuksuz ve mutlu evlilikleri var, her gece başka bir yerde sabahlamaya her an hazırız, içkiyi sigarayı çok seviyoruz falan filan. bütün günahlarıma ortak yani, bebek haberi onu da "mal edecek" diye heveslendim. nihayet biri bana destek olacak. "la ben hamileyim" yazıp çift çizgili çubuklarımın fotosunu gönderdim. allahım bu ne sevinç! olleeyyyler, yuppiilerr, yaşasıııınlar, konfetiler, kalpler, ve daha neler neler! bir kez daha yıkılmışım beklediğim tepkiyi alamayınca. doktorunu seçtin mi, benimkine gidebiliriz, onu sevmezsen başka buluruz diye başladı benim düşünmediğim her şeyi halletmeye koyuldu. ne zamana randevu istersin diyo, ne biliim gelecek ay olabilir diyorum. tabi ki kabul etmedi ve dört gün sonrasında uzlaştık. ee, herkes ertesi gün kan testine gitmemi beklerken bence dört güne ertelemem de iyi başarı.
bu arada kimsenin telefonlarına cevap vermiyorum, mesajlaşarak iletişim kuruyorum çünkü huysuzum, gıcığım ve bunalımdayım. çocuklu arkadaşlarım, tepkilerimin normal olduğunu, her kadının hamile olduğunu öğrendiğinde şok yaşayıp kötü tepki verdiğini söylüyor. hatta bi arkadaşım, çift çizgili çubuğunu kocasının suratına fırlatmış "sırası mıydı şimdi, hepsi senin yüzünden!" diye. şu an üç buçuk yaşındaki kızlarıyla "biz daha önceki hayatımızda ne yapıyormuşuz, ne kadar boşmuş yaşamımız" diyolar. bilemiyorum tabi. banka hesabıyla doğru orantılı bir mutluluk seviyem var benim, o sıra tek düşündüğüm bebeğin çok masraflı bir"şey" olduğu. o dört gün geçene kadar herkese kan kusturdum. annem benimle ilişkisini kesecek de şimdi torun morun olacak diye ses etmiyo. kocam keşke bunla evlenmeseydim diye düşünüyo. arkadaşlarım "amaan amma abarttın haa" diye bana olan tiksintilerini dile getiriyo, bense hepinizden iğreniyorum, şu bebek var mı yok mu bi öğreniim gününüzü göstericem diyorum içimden.
beklenen gün geldi çattı. doktorcuğum, "eğer sistit varsa o da çubuktaki çift çizgiye neden olabilir" dediği an benim yüzümde güller açtı, kocamsa derin bir kedere kapıldı. yine de bi ultrasona girelim bakalım, belki keseyi görürüz dedi, uzandığım anda kalbim küt küt atmaya başladı. hemşire, ilk hamileliğiniz mi dedi, hımmm diye homurdandım. 25 yaşında var mısınız dedi, "canım senin o ağzını yerim ben! şu an günlerdir en mutlu anımı yaşadım!" diye haykırdım. hemşire de benden tiksindi. her neyse, doktorcuğum aleti göbeğime koydu, keseyi gördük, kocama baktım sevinçten ölecek. bense ne hissedeceğimi bilmiyodum. beş haftalık hamilesin ama yine de kan testine bi bakalım, diye kaldırdı beni yerimden doktor. kronik rahatsızlığın var mı diye sordu, psikolojik olanları saysam kağıtlar biter dedim. gülmedi. bel fıtığı ve panik atak, panik atak deyip geçmeyin o benim için çok önemli dedim. iyi tamam dedi yazdı.
ilk ultrason görüntümüzü elimize alıp ofise döndük. artık bir fasulyem vardı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder